Zekât, İslam'ın beş şartından biri ve malla yapılan en temel ibadettir. Nisap miktarına — 80,18 gram altın veya buna denk para ve ticaret malına — sahip olan ve üzerinden bir kameri yıl geçen her Müslüman, bu malın kırkta birini (%2,5) zekât olarak verir. Zekât bir lütuf değil, Kur'an'ın ifadesiyle malın içindeki "isteyenin ve yoksulun hakkı"dır.
Kur'an-ı Kerim zekâtın kimlere verileceğini bizzat belirlemiştir (Tevbe Suresi, 60): fakirler, miskinler, borçlular, yolda kalmışlar... Zekâtın özü, zenginin malını arındırırken toplumun en kırılganlarıyla arasına bir köprü kurmasıdır. Peki bu köprünün öbür ucunda bugün kim var?


FAO'nun 2025 raporuna göre dünyada 673 milyon insan açlıkla karşı karşıya; Afrika'da her 5 kişiden 1'i — 307 milyon insan — sofrasına yeterli yemek koyamıyor. Sudan'da nüfusun yarısı, Somali'de her 4 kişiden 1'i akut gıda krizinde. Birleşmiş Milletler verilerine göre 5 yaş altı 150 milyon çocuk yetersiz beslenmeden kaynaklı büyüme geriliği yaşıyor. Zekâtın en makbul adresi, en muhtaç olandır.
Vekaletle zekât vermek dinen caizdir: bize emanet ettiğiniz zekât, saha ekiplerimizin yerinde tespit ettiği, dinen zekât almaya ehil ailelere ulaştırılır. Böylece zekâtınız aracıda kalmaz; doğrudan muhtacın eline, sofrasına ve hayatına dokunur.
Ne kadar zekât vereceğinizi bilmiyor musunuz? Web sitemizdeki Zekât Hesapla aracıyla altın, döviz, nakit ve ticaret mallarınız üzerinden zekâtınızı dakikalar içinde hesaplayabilirsiniz. Malınızı arındırın, bereketini çoğaltın — sizin kırkta biriniz, bir ailenin belki bütün bir ayı demek.




